Yirminci asrın ablak yüzlü feza pilotu Buldun mu Ay yüzünde ölüme çare otu? Bir odun parçasına at diye binen çocuk Başında çelik külah, sırtında plastik gocuk. Uzakları yenmiş Fatih edasındasın| Dibsizliğin dibini bulmak sevdasındasın… Allah’a dil çıkarır gibi küstah bir yarış… Farkında değilsin ki, Ay Dünyaya bir karış Fezada milyarlarca ışık, yol, mesafe; Seninki, saniyelik zafer, ilmi hurafe Kavanozda, kendini deryada sanan balık; Ne acı vahşet, mağrur ilimdeki kalabalık; Fezada ‘Allah diye bir şey yok’ iddiası Gel gör, kaç füzeye denk, bir mu’minin duası; Rafa kaldırmak için ruhlarını dürdüler; Güneş diye kalpteki güneşi söndürdüler. Bilmediler; kalptedir, kalptedir asil feza; Kalptedir, olumsuzluk kefili kutsi imza. Sayıdan sonsuzluğa sınıf geçirtecek not; Bizdedir ve bizdedir Arşa giden astronot, Ve mekandan arınmış ve zamandan ilerde, Fezayı teslim alma sırrı bizimkilerde.
Bizimkiler ışığa gem vuranda binerler; Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler..
Rüzgara göre eğilen
Rüzgara göre yön değiştiren
Kalıba göre şekil alan
İlke tanımayan çizgi tanımayan
Ahlak ve edep tanımayan
Hiç bir mücadele zafer kazanamaz
Başarı sağlayamaz
Menzile ulaşamaz ...